info@danismanakademi.org

Siri Siri Söyle Bana, En Büyük Kim Bu Dünyada

Siri Siri Söyle Bana, En Büyük Kim Bu Dünyada

DanışmanAkademi Yazarı – Süheyla Ayşe MUTLU: Siri Siri Söyle Bana, En Büyük Kim Bu Dünyada

 

Biz insanları dünyamızı paylaştığımız diğer canlılardan ayıran en önemli özellik nedir diye sorduğunuzda akıl, irade, kültür yaratma, edinilen bilgiyi sonraki kuşaklara geçirebilme yetisi gibi bir çok yanıt alabilirsiniz. Bir de egomuz var, kuşkusuz… İnsanoğlunun bir parçası olarak yaşamak yerine egosu nedeniyle mücadele ettiği, üstün gelmeye çalıştığı doğayla olan savaşında vardığı son nokta ise yapay zeka… Yapay zeka, insan zihninin ve zihinsel süreçlerin bir makine tarafından taklit edilmesini, bir başka deyişle insan gibi düşünen, zeki makineler yaratmayı amaçlayan bir bilim dalıdır. Yapay zeka ile kazanacağı ölümsüzlük ve yaratma gücü ile tanrısal bir hale gelecek olan insan, binlerce yıldır peşinden koştuğu mutluluğu da yakalamış olacağını düşünüyor belki de… Peki, fiziksel dünyaya ait olan duygu ve düşünceler, makineler tarafından taklit edilebilir mi? Gerekli teknolojik ilerlemeler sağlandığında makinelerin insan zekasına ve duygularına sahip olacağını ileri süren bilim insanlarının yanı sıra makinelere düşünmeyi öğretmenin mümkün olmadığını, makinelerin insan gibi akıl yürütmesinin, karar vermesinin ve duygulara sahip olmasının beklenemeyeceğini savunanlar da olmuştur. Yıllarca süren bu tartışmaların ardından bugün gelinen noktada bilgisayarlar Turing testini (bir sorgucunun başka odalarda yer alan insan ve bilgisayarı ayırt etmesi üzerine kurulu bir deneydir. Sorgucu ikisini ayırt edemiyorsa bilgisayarın düşündüğü söylenebilir.) geçmeyi başarmış, kendi kendini süren otomobiller, bilgi yarışmalarını kazanan robotlar, Siri, Google Now ve Cortana gibi dijital asistanlar olarak hayatımıza girmeye başlamışlardır.

Teknolojik yenilikler insanoğluna daha kolay bir hayat sunarken, pek çok şeyi de değiştirmekte… Günümüzün modern insanı artık vaktinin büyük bir kısmını sosyal ağlarda hiç tanışmadığı insanlarla geçirip asosyalleşmekte gerçek hayattan kopan insan yalnızlığıyla baş başa kalmaktadır.

Geçenlerde izlediğim 2013 yılı yapımı bir filmde (Her) distopik bir evrende eşinden ayrılmış yalnız ve depresif bir adamın bu durumdan kurtulmak için satın aldığı bir iletişim sistemiyle yaşadığı aşk konu edilmekteydi. Film hayatın her alanında mükemmeli arayan insanoğluna, olası bir yakın geleceğe ve o geleceğin ilişkilerine ayna tutarken, bugün imkânsız görünen bir aşkı olabildiğince inandırıcı ve samimi bir şekilde anlatmayı başarması türümüzü bekleyen ilginç, bir o kadar da huzursuz edici deneyimlere bir yenisini eklemekteydi.

Teknolojik gelişmelerin insan türünün özgürlüğünü ne denli kısıtladığına ilk dikkat çeken kişilerden olan George Orwell’den günümüze geldiğimizde, Stephen Hawking de insanlığı bu konuda bekleyen en büyük tehlikenin yapay zekanın insan zekasını geçmesi olduğunu söylemişti. Yine ‘’Yapay zekalar tehlikeli’’ diyen Elon Musk ile O’nu Sorumsuzlukla suçlayan Mark Zuckerberg arasındaki tartışma sürerken Facebook yapay zeka araştırması laboratuvarında geliştirilen ve ‘kendi kendine öğrenen’ chatbotların, İngilizce’yi bırakıp kendi ürettikleri dilde konuşmaya başlaması üzerine konuşmaları anlayamayan araştırmacılar programı bitirmek zorunda kalması düşündürücü bir durum…

Tanrı rolüne soyunan insan kendi eliyle yarattığı varlığı gurur ve mutlulukla takip ederken kontrolünü sağlamak konusundaki endişelerinden henüz kurtulmuş değil… İnsanlık tarihinin bu en büyük ve önemli başarısı aynı zamanda son başarısı da olabilir mi? Tüm bu uğraşlar türümüzün sonunu getirebilir mi? Yoksa gelecek nesiller makineleşen insanlarla insanlaşan makinelerden mi oluşacak?

Belki de en doğrusu insanoğlunun, insani özelliklerini koruması, yaşama duyduğu tutku, merak, heyecanı kaybetmemesi ve zekasını doğaya üstün gelme değil uyum sağlama konusunda kullanmasıdır.

 

Süheyla Ayşe MUTLU

Kadın Doğum Uzmanı

 

Yorum yapılmamış

Yorumunuzu ekleyin