info@danismanakademi.org

Puana Göre Meslek Olur Mu?

Puana Göre Meslek Olur Mu?

DanışmanAkademi Yazarı – Süheyla Ayşe Mutlu: Puana Göre Meslek Olur Mu?

puana göre meslek

Bir tıp doktoruyum ben… Öğrenim hayatım, ilkokulda beyaz yakalı siyah önlüklerin giyildiği zamanlarda başladı. Babamın görevi gereği ülkenin her yanında genellikle de küçük kasabalardaki okullarda okumak zorunda kaldım. Bir şeyler öğrenmekten hep keyif aldığımı hatırlıyorum ama çocuktum sonuçta, ödevlerimi sallapati yaptığım da oldu, sınavlara yeterince çalışmadığım da… Ailemde benden önce hekim olmuş kimse yoktu, sadece dayım üniversite eğitimi almıştı, O da asker… Bizim zamanımızda dershane yoktu, lise son sınıf öğrencisi iken yakınımızdaki ilde bir dershane açılmıştı da hafta sonu birkaç arkadaşımız gidip bakmıştı nasıl bir yer, ne yapılıyor acaba diye? Özel ders de almazdık kimseden… Okulda derslerimizi dinler, sınavlara çalışır, test çözerdik.

 

Sonuçta kendimi bildim bileli istediğim mesleğe sahip olabileceğim bir fakülteye girmeyi, sınıfın en parlak öğrencilerinden olmasam da okulumu zamanında bitirmeyi başardım.

 

Sekiz ay bir sağlık ocağında pratisyen hekim olarak çalıştım ki hem koruyucu hem tedavi edici hekimlik yaptığınız, yediğiniz ekmekten içtiğiniz suya kadar çevre sağlığını da kontrol ettiğiniz, adli tabip nöbeti de tuttuğunuz bir iştir. Ardından oldukça zorlu olan TUS (Tıpta Uzmanlık Sınavı)’u kazanıp istediğim alanda ihtisas da yaptım. Ne güzel, değil mi? Ama zordur cerrahi bölüm asistanlığı! Çömez asistanken 48 saatin 36 saatini hastanede geçirdiğinizi, en kıdemli olduğunuz dönemde bile üç günde bir nöbet tuttuğunuzu, saat 7.15’ten 20.00’a dek hastanede olduğunuzu, çoğu zaman yemek yiyecek zamanınızın olmadığını düşünün… Bir yandan da hala daha ders çalışmanız, seminer hazırlamanız, yayın yapmanız gereken bir süreçtir. Evet, 27 yıllık hekim, 20 yıllık Kadın-Doğum Uzmanı olarak karşınızdayım.

 

İnsana dokunan tüm meslekler gibi zordur hekimlik!

Bir meslek değil bir hayat tarzıdır aslında… Sadece siz değil, aileniz, arkadaşlarınız da uyum sağlamak zorundadır çalışma şartlarınıza…

Hasta olmanız, çocuğunuzun hasta olması, yorgun, uykusuz olmanız bir şey değiştirmez, herkes eğlenirken sizin acil hastanız çıkıverir, çocuğunuz doğum günlerini sizsiz kutlar, tiyatro, konser biletleriniz boşa gider…

Yılık izinleriniz 3-4 günü geçmez, bayram tatillerinde nöbet tutarsınız. Ama her durumda hastalarınızı güler yüzle karşılamanız, ilgilenmeniz, hatta muayeneniz bittiğinde biraz da sohbet etmeniz gerekir.

 

Genellikle asosyalsinizdir, öğrenciliğiniz döneminde kaçırdığınız yılları kapatmanız çok zordur, sonrasında da pek bir şey değişmez zaten…

Sohbetleriniz hep mesleğinize aittir, arkadaşlarınız da sıklıkla meslektaşlarınızdır. Evlenmeye kalktığınızda bu hayata tahammül edebilecek birini bulmak o kadar da kolay olmaz, erkekler biraz daha şanslıdır, kızlar seçimlerini büyük oranda diğer hekimler arasından yapmak zorunda kalırlar.

 

Tıp Fakültesi, uzun ve zorlu eğitim süreci ile hem korkutucu hem de ilgi çekicidir öğrenciler açısından… Zaman zaman tercih dönemlerinde bilgi almaya gelenler olur, puanım şu, yazayım mı diye… Buna yanıt vermek o kadar zor ki!

 

Bilmiyorum, belki bizim zamanımızda da böyle sıkıntılar yaşayanlar olmuştur… Ama ben küçücük bir çocukken bile doktor olmak istediğimi biliyordum, hastaneye gitmek asla korkutucu değildi benim için… Hastanelerin ecza kokusuna, hele ateşim olduğunda sırtıma değen steteskopun soğukluğuna, o zamanlar yıkanıp tekrar kullanılan abeslanqın acı zefiran tadına bayılırdım, ilaçlarımı sorun çıkarmadan içer bitirirdim. Sadece iğne olmaktan çok korkardım hala da mecbur kalmadıkça yazmam hastalarıma…

 

Yukarıda eğitim ve çalışma hayatıma dair küçük bir özet yazarken bile aklıma ne anılar geldi, gözlerimin önünden ne hastalar, ne olaylar geçti bilseniz! Yüzümde hep bir tebessüm belirdi çoğunda mutlu, bir kısmında da acı… Ama tekrar dünyaya gelsem yine hekim olurum diyecek kadar seviyorum işimi, her şeye rağmen, her türlü zorluğa rağmen…

Emekli olma yaşımı da sürekli erteliyorum, yapamam, nefes alamam ben bir insana dokunmadan, bir derdi dinlemeden, bir yarayı sarmadan… Çünkü puanım tuttu diye yazmadım ben Tıp Fakültesi’ni, hayalimdeki mesleği yapabilmek adına çabaladım yıllarca yorulmadan, yüksünmeden…

 

Önümüzdeki yıllarda üniversite eğitimi alabilmek için hazırlanan gençler, eğer bu zamana dek yapmadıysanız lütfen herkesten uzak bir köşeye çekilin, bir sorun kendinize, ne yapmak istiyorsunuz… Önce bir puanım gelsin, bakarız demeyin, hayatınıza puanınız yön vermesin!

Para kazanmak için, havalı olmak için değil, hayatınız boyunca her sabah mutlulukla işinize gidebilmek için, pazartesiyi iple çekebilmek için okuyun… Sevdiğiniz işi yaptığınızda zaten paranız da olur havanız da… Ayrıca işinizi iyi yapmış olmanın huzuru ve onuru içinde yaşarsınız. Hepinize kolaylıklar diliyorum.

 

 

Süheyla Ayşe Mutlu

Kadın-Doğum Uzmanı

 

Yorum yapılmamış

Yorumunuzu ekleyin