info@danismanakademi.org

Keşif

Keşif

DanışmanAkademi Yazarı – Gonca Kocabatmaz: Keşif

keşif

Mucizelere inanmak isteriz ya bazen, ama bir yandan da mucize, sadece bir rivayetmiş gibi gelir. Hep bir acaba takılır aklımıza. ‘’Acaba’’ mucizeler  gerçek mi? Bir türlü inanamayız, onun bize gerçek olacağına. Ya da onun doğaüstü, görünmeyen bir güç olduğunu sanırız.  Ama hiç düşünmeyiz; ‘’Gerçek’’ bir mucize olamaz mı?

 

Hayatımızın özellikle zor, kötü ve mutsuz zamanlarını hep, öyle bir şey olsun ki, öyle biri gelsin ki bunların hepsi geçsin dilekleriyle geçiririz. Bir şeyin hayatımıza dokunmasını isteriz; bir sihirli değneğin… Bize mucizeler yaratmasını düşleriz, ‘’O değnek bir benim olsa neler yapardım.’’ seslerini duyarız kendimizden . Oysa çok uzaklardan gelmesini beklediğimiz o mucizeler, belki çoktan bir yerlerde gerçek olmuştur  ve belki yanıbaşımızdadır, belki içimizde, hatta niye daha yakında olmasın ki; belki de tam anlamıyla BİZ’ izdir. Kendimiz… Üstelik sahip olduğumuz ama farkında olmadığımız bir değneğimiz vardır. Belki bizim gibi, bir başkasının da düşlediği bir değnektir bu. Öyle güzeldir ki, sadece kendi hayatımızı değil, az öncesine kadar bizim gibi kendi sihirli değneğinin farkında olmayan insanlara dokunur, onların da sihirli değneklerini bulmalarına yardım ederiz onunla J Hayatı güzelleşen ve hayat  güzelleştiren biri oluruz. Tüm bunlara ithafen; ‘’Ben bir mucizeyim.’’ diyebilmek  için önce kendi değneğimizi bulmamız gerekir. Şimdilik keşfedilmeyi bekleyen Alaaddin’ in sihirli lambasıymışız gibi düşünebiliriz.

 

Neden hayatta hep bir şeylerin bize gelmesini bekleriz, neden biz gitmeyiz ona? Üşenmek mi bu? Ya da korkmak mı, yetersiz mi hissederiz mesela? Ya da kendimize çok mu düşkünüz; ‘’Bana zarar gelmesin.’’ koruması mıdır bu? ‘’Evet, olabilir, yani’’ değil mi cevaplar. Haklısınız diyebilmem için önce şunu sormak istiyorum. Korktuğunuz, üşendiğiniz, yetersiz hissettiğiniz, kendinizi koruduğunuz tüm bunları hiç denediniz mi? Adım attınız mı ona? Evet attım, denedim  ama olmadı diyenlere;  tamam, bu duyguları hissetmekte haklı olabilirsiniz diyebilirim. Ancak, şunu da bilmelisiniz ki, olmasını istediğiniz o şey de sizi deniyor. Beni gerçekten istiyor mu’ yu  yokluyor sizde. Zorlamak istiyor. Hak edenin olmak istiyor o da, haklı olarak. Evet bunu kendi için istiyor ama size de bir konuda yardım ediyor aslında. Doruklarınıza çıkarmak istiyor sizi, neler yapabildiğinizi, neler yapamadığınızı, kendinizi size getirmek, sizi de kendinize getirmek.

 

Hadi şimdi kendimizi, esrarengiz bir lamba gibi düşünelim. Evde daha önce hiç görmediğimiz eskilerden kalma bir eşyayı buluruz ve keşfetmeye başlarız ya, tıpkı onun gibiyiz şuan. Evet inceleyelim biraz. Çok tozlu bu lamba.  Önce güzelce bir temizleyelim. Ne güzel bir rengimiz varmış değil mi? Üzerinde desenler var sanki,  bazı yerlerinde de  girinti ve çıkıntılar. Oymaları olan bir lamba. Lambayı incelerken pencereden sızan ışığın bir kısmı lambaya değmiş olsun. Işığı gören kısım hayrete düşürsün bizi. Koşarak pencereye gidelim. Güneşin altına koyalım lambayı. Öyle güzeliz ki; öyle naif, pırıl pırıl bir lamba olduk bir anda. Güneş bile gözlerini alamıyor bizden. Aaa bir şey mi yazıyor orda? Lambayı döndürelim güneşin altında: ‘’Kendime Hoş Geldim’’.

 

Gonca Kocabatmaz

Rehberlik ve Psikolojik Danışman

 

Yorum yapılmamış

Yorumunuzu ekleyin