info@danismanakademi.org

DanışmanAkademi Yazarı – Muhammet Eroğlu: Acıda Anlam Bulmak

DanışmanAkademi Yazarı – Muhammet Eroğlu: Acıda Anlam Bulmak

DanışmanAkademi Yazarı – Muhammet Eroğlu: Acıda Anlam Bulmak

acıda anlam bulmak

Bir maaş ikramiyeyi pek çok kişi, kolayca anlamlı bulabilir.  Ya da bir öğrenci için sözlü notlarının 100 olması… Güzel yaşantılarda anlam bulmak kolay olsa gerek.  Bir şekilde kişi elde ettiği ödülü mantığa bürür ve zaten hak ettiğini düşünerek üzerine düşünmez. Fakat bir takım acı verici yaşantılarda anlam bulmak zor gözükmektedir. Mesela acıda anlam bulmak zordur ama imkansız değildir ve galiba gereklidir.

 

Nietzsche: ‘Terapi ortamlarında insanların acılarındaki anlamı bulmaları, onların iyileşmelerine, gelişmelerine katkıda bulunur.’ Nietzsche’nin bu görüşüne Viktor Frankl da katılmaktadır; ‘Acıda anlam bulmak, yaşamak için bir nedene sahip olmak demektir. Bu nedene sahip olan kişinin ise hemen her şeye katlanması, ayakta kalması kolaylaşır.’

 

Titanik adlı filmin bir sahnesinde acıda anlam bulma çabasının muhteşem bir örneği var. Gemi az sonra batacaktır; bir bölümü suya dik konuma gelmeye başlamıştır. Suyun ulaşamadığı bir bölümde toplanan insanlar az sonra öleceklerini bilmektedirler. Bir rahip çıkar ve “Düşünsenize, bir daha hiç acı çekmeyeceksiniz!’ der. (Sanırım bu söz, senaryoya Nietzsche’den esinlenerek yazılmıştır.)

“Ölümün en iyi tarafı bir daha hiç ölüm olmamasıdır.” Nietzsche

Bu söz, yaşamın en zor kesitlerinde bile insanın bir anlam bulabileceğini gösteriyor.

 

Bu ve benzeri örnekler, yaşama dair bir anlam bulma çabası mı yoksa basit bir mantığa bürüme mi? ‘Varolmak, Gelişmek, Uzlaşmak’ adlı kitabın yazarı Üstün Dökmen hoca da aynı örnek üzerinden, kitabında konuyu şu şekilde ele alır; “Kanımca bu sözler, bir anlamda mantığa bürüme sayılsa bile, mantığa bürümenin ötesinde bir anlama sahip. Eğer rahip, -‘Biraz sonra ölünce cennete gideceksiniz.’ deseydi, belki bu sözü mantığa bürüme sayılabilirdi. Ancak rahip ya da Nietzsche farklı bir şey söylemektedir. Mantığa bürüme de kaygıdan kurtulmak için bir neden (bahane) bulma söz konusudur. Bu örnekte ise, kaygıdan kurtulmak değil, yaşama bir anlam vermek ve bu yolla yaşamı kabullenmek ön plandadır.”

 

“Kişisel bir trajediyi zafere dönüştürmek” (Frankl)

Yaşama dair her hangi bir engelle karşılaşan kişi şüphesiz ki ilk önce bu engeli görmezden gelmeye çalışacak ve erteleyecektir. Daha sonra ise iş çıkılamaz bir raddeye geldiğinde ise bir şekilde en az acıyla bu sorundan kurtulmaya çalışacaktır. Eğer kurtulmak mümkün değilse, o zaman bu sıkıntıyı kabullenmek, insana özgü olan ve aynı zamanda insanı güçlü kılan bir tercihtir.

Ahmet Şerif İzgören’in ‘Avucumdaki Kelebek’ adlı seminerinde de söylediği gibi ‘Herhangi bir engelle karşılaşan insanın 2 seçeneği vardır. Ya olduğu yerde sayıp karanlığa küfrederler ya da o engeli kabullenip çözüm yolları arayıp aydınlığa yürürler!’

Eğer aydınlığa yürümeyi becerebilenlerdenseniz Frankl’ın dediği gibi kişisel bir trajediyi zafere dönüştürmüşsünüz demektir.

 

Frankl’ın 1992 de yazdığı ‘İnsanın Anlam Arayışı’ adlı kitabında; Acı yaşantılarında anlam bulduğumuzda, her şeye rağmen yaşama “evet” demiş oluruz. Bunu yapmak demek, her koşulda bile bir yaşama potansiyeli bulunduğunu fark etmek demektir. Söz konusu potansiyeli fark etmek ise bizi, her zaman en iyiyi arayıp bulmaya değil, mevcut koşullarda en iyisini yapmaya yönlendirecektir. Böylece acıyı “başarıya” dönüştürebiliriz.

 

Acı verici yaşantılar –teknik bir ifade ile itici uyarıcılar organizmanın yaşamını zorlaştırırlar, biyolojik evrim sürecinde dezavantajlı konuma düşmelerine yol açabilir. Söz konusu sorun insan içinde geçerlidir. Ancak insan, karşılaştığı acılara anlam vererek biyolojik ve sosyal çevreye uyumunu kolaylaştırabilir, ancak o zaman evrim sürecinde avantajlı bir konuma geçebilir. İnsanların olaylara anlam verme yetisi, yaşayan insan ile yaşayan evren arasında uyumlaşma sürecine katkıda bulunacaktır.

 

Ahmet Cevici’nin 1999 da yazdığı felsefe Sözlüğünde boşluk duygusunu şu şekilde ele alır; Anlamlı bulduğu bir takım uğraşları olmayan, bunun sonucunda da –genel bir ifade ile- varoluşunu yaşayamayan bir insan “boşluk” duygusu yaşar.

 

Kendine, ailesine, mahallesine ve vatanına anlam katan en az bir uğraşı olan ve hayatını anlamlı kılan tüm ‘an’larının değerini bilen tüm bireylere selam olsun.

Sağlıcakla kalın…

 

Muhammet Eroğlu

Eğitim Danışmanı

 

Yorumlar: 1

  1. Busra dedi ki:

    Siz muhtesem bi adamsiniz.Ve iyiki varsınız ❤Yazi da mükemmel.Size ihtiyacımız var🙂

Yorumunuzu ekleyin