info@danismanakademi.org

5,5 İnç Yaşamlar

5,5 İnç Yaşamlar

DanışmanAkademi Yazarı – Erol Yılmaz: 5,5 İnç Yaşamlar

5,5 İnç Yaşamlar

Yazıma  ‘Dünya ile bağlantıda kalmak için aşırı derecede kullanılan cep telefonu ile kişiyi bir çeşit depresyona sokabilecek yalnızlık hissi arasında ilişki olduğu biliniyor.’’ gibi tumturaklı bir cümleyle mi başlasam yoksa ‘’Birçoğumuz evde, işte gözlerimizi cep telefonu ekranından ayırmıyoruz. Sokakta yürürken bile elindeki telefona bakan, hatta bir şeyler yazmaya çalışan birçok kişiyi görmek artık sıradanlaştı.’’ gibi beni bu yazıyı yazmaya iten asıl sebeple mi girsem bilemedim.

 

Doğumu 1994 ve sonrasına denk gelenlerin cep telefonsuz bir yaşamı anlamaları zor biliyorum. Üstelik bu yazıyı ‘’Bizim zamanımızda… ‘’ ile başlayan ve eskiyi kutsama anlayışının dar sınırları içinde sıkıcı hale getirmek niyetinde de değilim. Ancak telefon bağımlılığında durum giderek o kadar içinden çıkılmaz bir hale evriliyor ki bir şeyler yapmak, en azından bu konuda bir şeyler söylemek kaçınılmaz oluyor.

 

Teknoloji düşkünü bir insan değilim ama teknolojinin insan yaşamını daha konforlu ve eğlenceli hale getirdiğini inkar da etmiyorum. Ev telefonu almak için yıllarca, yakınlarımızla iletişim kurmak için elimizde bir avuç jetonla telefon kulübelerinin başında dakikalarca bekleyişlerimizden şimdiye kalan,  dudağımızın kenarında küçük bir tebessümden ibaret artık. Bütçemizin sınırları içinde istediğimiz kişiyle sesli, görüntülü, snapli ya da snapsiz, doya doya görüşme imkanını bize sağlayan; bizi fotoğraf ya da video çekmek, müzik dinlemek için farklı cihazlar almaktan kurtaran, ‘’selfie’’ kavramını ve çubuğunu yaşamımızın dibine kadar sokan cep telefonunun mucidi Martin Cooper’a elbette müteşekkiriz! Eminim o da bu aleti icat ederken, gittiği konseri izlemek yerine cep telefonuna kaydetmeye çalışan, bir kulağını cep telefonundan gelecek bildirim sinyallerini duymak için harici seslere kapatan yoksunluk sendromundan mustarip kitlelerin müsebbibi olacağını hesap etmemiştir. Hele yolda yürürken, hatta karşıdan karşıya geçerken etrafına bakmak yerine elindeki kendinden akıllı telefonda muhtemelen semtinin trafik ve yol durumunu kontrol eden(!)  bireylerin giderek çoğalacağını hiç düşünmemiştir!

 

Sonsuz evrende, sonsuz güzellikleri kendine biçilmiş yaşam süresi içinde algılayıp yaşayabilme imkanına sahip insanoğlunun, kalbinin ve beyninin işlevini elindeki o sihirli(!) cihaza ipotek etmesi neresinden bakarsanız bir akıl tutulması değil de nedir? Şükrü Erbaş’ın ‘’ Bunalıyoruz çocuk bunalıyoruz / Biçim veremediğimiz şeylerin biçimini alıyoruz.’’ dizelerinde yıllar öncesinde saptadığı bu durum, günümüzde yaşanan bu garabeti anlatmak için başka söze gerek bırakmıyor! Değişen ve gelişen dünyayla entegre bir bilgi ve donanım geliştirme kaygısını zerre kadar duymayan insanların, cep telefonlarına gelecek güncelleştirmeyi sabırsızlıkla beklemeleri ne yaman çelişkidir! Evet, aklımızla akıllı telefonlar yaptık; sonra da kendi yaptığımız bu cihazlara adeta taptık! Demem o ki bol çekirdekli akıllı telefonların hayatımıza ne kadar egemen olduğuna bakıyorum da yapay zeka çalışmalarının başarısızlıkla sonuçlanması için dua ediyorum.

 

Erol YILMAZ

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

 

Yorum yapılmamış

Yorumunuzu ekleyin